Osman Kesikoğlu

15.03.2013 - 09:11

(Burgas, 1907 - Ankara, 1989)

Burgas ilinin (Karınobat) kasabasına bağlı Rupça köyünde doğdu. Şumnu'da Medrese-i Aliy- ye'de okudu. Sonra aynı şehirde "Nüvvab"m lise düzeyindeki bölümünü tamamlayarak âlî kısmına devam edip buradan mezun oldu. Başmüftülük ve Vakıflar İdaresi tarafından Mısır'a öğrenime gön- derildi. Mısır'da Cami'u'l-Ezher'de okudu. 1940 yılında öğrenimini tamamlayarak Bulgaristan'a döndü. Şumnu'da "Nüvvab"ın lise bölümünde Türk edebiyatı, âli bölümünde de İslâm diniyle il- gili dersler verdi. Ders kitapları yazdı ve bunlarda yeni terimler kullandı.

1943'te Sofya'da Milli Kütüphane'ye bağlı Şumnu Şerif Paşa Kütüphanesi'ndeki eserleri tan- zime memur edildi. 1950 tarihinde Türkiye'ye göç etti.

Anavatanda Vakıflar Genel Müdürlüğü'nde mütercim   olarak   çalıştı.   Ankara   İlahiyat   Fakültesi'nde öğretim görevlisi oldu. Diyanet İşlerinde görev aldı. Türkiye'nin sayılı din alimlerinden olan Osman Keskioğlu 1989 yılında Ankara'da vefat etti.

Anayurt gazetesinde, Vakıflar ve İlahiyat der- gileriyle Diyanet İşleri gazete ve dergisinde yüzden fazla makalesi basıldı. 66 eseri vardır. Bulgaristan Türkleri hakkında makaleler yazdı ve onların halk edebiyatıyla ilgili araştırmalar yaptı. Dilde sadeliği savunan Osman Keskioğlu, Türk Dil Kurumu üye- siydi.

Bulgaristan'da olduğu gibi Türkiye'de de büyük hizmetlerde bulunan Osman Keskioğlu, sa- yılır din bilginlerinden biri oldu.Eserlerinin listesi Balkanlar'm Sesi Dergisinin 1989 tarihli (Sayı-4, Sf.; 33-34) sayısında verilmiştir. En önemli eserlerinden biri de; Bulgaristan'da Türkler-Tarih ve  Kültür başlıklı eseridir ve  Ankara'da 1985'te basılmıştır.

 

YALVARIŞ

(Balkanların Sesi, Sayı. 3,1989, Sf; 11)
 
Varlığı süzerim her şey ne güzel,
Her yerde nizam gayet mükemmel.
Ne muhkem yapmış O kudretli el.
 
Tanrım Onu ezelden beri,
Hak yoldan dönmem ben asla geri.
 
Allanın adli, her şeyde belli.
Hikmeti hûdâ sürer ezeli,
(İnandım) deyip teslim olmalı.
 
Şaşırtma Rabbim, sen zayıf kulu
Göster bizlere hep doğru yolu.
 
Çiçekler açar, kokular saçar
Kitabın bize hak yolu açar.
İblis ise hakkın nurundan kaçar.
 
Arı çiçekten tatlı bal derer,
Mahlûkat senden merhamet diler.
 
Varlık süslenmiş sanki bir gelin.
Her şeyi sapan kudretli elin.
Ey kullar, hepiniz rahmete gelin.
 
Secdeye kapanın yüce huzura.
Kavuşun sönmez ebedî nura.
 
 
İSLÂM ÂLEMİ
(Balkanların Sesi, Sayı; 2,1989, Sf; 19)
 
Bir öksüz ki tarihi şan ve şerefle dolu,
 
Bir esir ki krallar gözler idi yolunu,
Faziletin, şevketin arşına o çıkmıştı,
Zulmü o tepelemiş, haksızlığı yıkmıştı.
 
O ezelî, ebedî ziyadar ruh bak- bugün
Yaralanmış yatıyor, ne acıklı manzara
Bir yudum su veren yok, kavrulmuş ağzı bütün,
Yarab, arza sığmayan, tıkılsın mı mezara?
 
O varlığın halâsı için akar bu kanlar,
Onun için kesilir, Allahım, bu kurbanlar.Kıyan kıymış,
Sen bari çiğnetme şu masumu
Yeter, yeter ağlatma, güldür sen şu mazlumu.
 
Senelerdir matemle geçiyor hep zamanı,
Günden güne artıyor, dertleri ve figanı.
Ey Zülcelal Allahın, yetim İslâm âlemi,
Kalk, sevinçle bayram yap, bırak artık matemi...

 

Paylaş